Lastikleri uzun süre görmezden gelmenin bedelini bir kez ödedim: yağmurlu bir akşam, kavşakta frene bastığımda araç istediğim yerde durmadı. Sonradan diş derinliğini ölçtüğümde 1,8 mm çıktı. O günden beri lastikleri, motor yağı kadar ciddiye alıyorum. Çünkü aracın yolla temas ettiği tek yer onlar — avuç içi kadar dört alan.
Aşağıda kendi rutinimi anlatıyorum. Ne pahalı bir alete ne servise ihtiyacınız var; bir manometre, bir diş derinliği ölçer ve on beş dakika yeterli.
Aracı soğuk halde kontrol edin. Ben bu işi sabah, araç gece boyunca park halinde durduktan sonra yapıyorum. Sürüş sonrası lastik ısınır, içindeki hava genleşir ve manometre olduğundan yüksek değer gösterir. Yolda ölçüm yapmak zorundaysanız en az 3 km'den fazla gitmemiş olun; aksi halde okuduğunuz basınç 0,2–0,3 bar fazla çıkar.
Doğru basınç değerini aracın kendisinden okuyun. Lastiğin yan duvarındaki yazı maksimum dayanımı gösterir, aracınızın ihtiyacını değil. Doğru değer sürücü kapısının kenarındaki etiketde, yakıt kapağının içinde veya kullanım kılavuzunda yazar. Benim aracımda ön 2,2 bar, arka 2,0 bar; bagaj dolu ve dört kişi varken arka 2,4 bara çıkıyor. Yola çıkmadan önce yüke göre ayarlamayı alışkanlık edinin. Basınç ayarının detayını ayrı bir yazıda adım adım anlattım, sibop ve manometre kullanımı için ona da göz atın.
Dört lastiği de ölçün, yedeği atlamayın. Yedek lastiği yıllarca kontrol etmeyen çok insan tanıyorum; lastik değiştirmek gerektiğinde bagajdan sönmüş bir teker çıkıyor. Ben her ikinci kontrolde yedeği de ölçüyorum.
Diş derinliğini ölçün. Yasal alt sınır 1,6 mm ama ben yazlık lastikte 3 mm, kışlıkta 4 mm altına inmesine izin vermiyorum. Diş derinliği ölçer yoksa lastik sırtındaki aşınma göstergesi çıkıntılarına bakın: diş tabanındaki bu küçük kabartmalar sırt seviyesine gelmişse lastik bitmiştir. Bir başka pratik yöntem: 1 kuruşu diş kanalına sokup gömülme miktarına bakmak. Ölçümü lastiğin iç, orta ve dış kanallarında ayrı ayrı yapın — asıl bilgi buradan çıkar.
Aşınma desenini okuyun. Bu adım bana en çok şey öğreten adım oldu:
Deseni ilk kez fark ettiğimde iki lastiği boşa harcamıştım. Şimdi düzensiz aşınma görünce lastiği yenilemekle yetinmiyor, önce geometri ayarını yaptırıyorum.
Yan duvarları ve tabanı gözle tarayın. Direksiyonu sonuna kadar kırıp ön lastiklerin iç yüzünü de görünür hale getiriyorum. Şişkinlik (balon), kesik, çatlak ağı, saplanmış vida veya taş arıyorum. Yan duvardaki balon pazarlık kabul etmez: o lastik yola çıkmamalı, patlama riski var. Dişe saplanmış vidayı kendim çıkarmıyorum, hava tutuyorsa lastikçiye öyle götürüyorum.
Üretim tarihine bakın. Yan duvarda DOT yazısının sonundaki dört hane: ilk iki hane hafta, son iki hane yıl. Diş derinliği yeterli olsa bile kauçuk sertleşir, çatlar. Beş yıldan sonra dikkatle izliyor, on yılı geçen lastiği diş durumuna bakmadan değiştiriyorum.
Rotasyon (yer değiştirme) yapın. Ben yaklaşık her 10.000 km'de veya yazlık-kışlık geçişinde önle arkayı değiştiriyorum. Çekiş hangi aksta ise o aks daha hızlı aşınır; rotasyon dört lastiğin ömrünü dengeliyor. Yönlü desenli lastiklerde dönme yönü okuna dikkat edin, sağ-sol değiştirmek yerine sadece ön-arka değiştirin.
Mevsimsel değişimde depolamayı doğru yapın. Sökülen lastikleri yıkayıp kuruttuktan sonra serin, karanlık ve kuru bir yere koyuyorum. Jantsız lastikleri yatık değil dik, jantlı takımları ise üst üste yatık istifliyorum. Güneş, yağ, benzin ve elektrik motoru yakını (ozon) kauçuğun düşmanı.
Kayıt tutun. Telefonuma tarih, kilometre ve dört lastiğin basınç-diş değerini not ediyorum. Bir lastik sürekli hava kaybediyorsa ancak bu kayıtla fark edilir. Aynı defteri motor yağı, hava filtresi ve fren balatası kontrollerim için de kullanıyorum; araç bakımı bir bütün, hepsi aynı takvimde ilerliyor.