Lastiklerime ilk defa ciddi anlamda baktığım gün, bir yağmurlu akşam kavşakta frene basıp aracın bir an kaydığını hissettiğim gündü. Ertesi sabah garajda çömelip diş derinliğine baktığımda ön lastiklerin iç omuzlarının neredeyse düzleşmiş olduğunu gördüm. O günden beri her ay, yakıt alırken ya da hafta sonu aracı yıkarken beş dakikamı ayırıp lastik derinliği kontrolü yapıyorum. Anlatacaklarım tamamen kendi garaj tecrübem; hiçbir özel alet gerektirmiyor, en fazla küçük bir ölçüm kalemi alıyorsunuz.
Lastiğin sırtındaki kanallar süs değil; ıslak zeminde tekerlek ile asfalt arasındaki suyu tahliye eden kanallar. Diş derinliği azaldıkça bu kanalların taşıyabileceği su miktarı düşer ve belirli bir hızın üzerinde lastik suyun üzerine "biner". İşte o kayma hissi tam olarak bu. Ülkemizde binek araç lastikleri için yasal asgari diş derinliği 1,6 mm'dir. Ama benim kişisel sınırım daha yüksek: yaz lastiğinde 3 mm'nin altına inince değişim planı yapıyorum, kış lastiğinde ise 4 mm altında zaten kar performansı ciddi biçimde düşüyor.
| Gördüğünüz | Olası sebep |
|---|---|
| Sadece orta bölge aşınmış | Sürekli fazla şişirme |
| Her iki omuz aşınmış, orta sağlam | Düşük basınçla kullanım |
| Tek taraf (iç veya dış omuz) aşınmış | Rot-balans/geometri ayarı bozuk |
| Noktasal, dalgalı aşınma | Balanssızlık ya da süspansiyon yorgunluğu |
| Yer yer düzleşmiş bölgeler | Sert frenlemeler, ABS veya fren dengesizliği |
Bu tablo bana defalarca yol gösterdi. Bir keresinde tek taraflı aşınmanın peşine düştüğümde ayar bozukluğu çıktı; başka bir seferinde dalgalı aşınma amortisör değişimiyle sonuçlandı. Fren balatalarını kontrol ederken aynı anda lastik sırtına da bakmayı alışkanlık haline getirin, ikisi birbirini anlatan iki sayfa gibidir.